Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ebu Zer El-Gıfari Kimdir? - Robin Hood Kimdir?
#1
Dini-1 
[Resim: Ebu%20Zer%20El%20G%C4%B1fari%20-%20M%C3%...Kimdir.png]

Muhammedin Hırsızı Ebu Zer El-Gıfari Kimdir ? - Robin Hood Kimdir?

Ebû Zer El-Gıfârî (r.a.) kimdir? İlk Müslümanlardan Ebû Zer El-Gıfârî'nin (r.a.) hayatı

Ebû Zer El-Gıfârî (r.a.) zor günlerin insanı... Sevgili Peygamberimizin sırdaşı, âbid, zahid ve cömert bir sahabî. Gönlünde hep iyilik ve güzellikler arayan bir yiğit...

Ebû Zer El-Gıfârî, insanların akıl ve gönüllerini aydınlatacak yeni bir peygamber bekliyordu. Zavallı insanların putları ilah edinmesine hayret ediyor, böyle bir inancın manasız boş bir şey olduğunu söylüyordu. Kabilesi arasında cesaret, atılganlık ve putlara nefretiyle meşhur olmuştu.

EBU ZER (R.A.) NASIL MÜSLÜMAN OLDU?

Henüz ilk vahyin geldiği günlerdi. Yeni dinin haberi kendine ulaştığında vakit geçirmeden araştırıp incelemeye başladı. Önce kardeşi Uneys'i Mekke'ye gönderdi. Getirdiği bilgilerle doymadı, kendisi yola koyuldu. Onun Resûlullah sallallahü aleyhi vesellem ile buluşmasını İbni Abbas (r.a) bizzat kendisinden şöyle naklediyor:

"Ben Gıfar kabilesinden bir kimse idim. Mekke'de yeni bir peygamberin çıktığına dair haber aldım. Kardeşim Uneys'i onun hakkında bilgi edinmesi için gönderdim. Dönüp geldiğinde: "Bir kişi gördüm ki, o hep insanlara hayrı emrediyor, kötülüklerden nehyediyor"dedi.

Gönlüm bizzat görmeyi istedi ve Mekke ye, Mescid-i Haram'a geldim. Resûlullah'ı (s.a.) tanımıyor, başkasına da soramıyordum. Gece oldu, mescitten ayrılmıyordum. Ali bin Ebi Talib yanıma geldi ve şu adam gariptir, yabancıdır sanırım, dedi. Ben de: "Evet, garibim" dedim. Ali: "Öyleyse bize buyur" dedi. Ali ile beraber gittim. O gece seyahatime dair ne o bana bir şey sordu ne de ben ona bir şey söyledim. Sabah olunca tekrar mescide gittim. İkinci gece oldu. Yine Ali yanıma geldi. Haydi bize gidelim, dedi. Gittik, o gece de bir şey konuşmadık. Üçüncü gece Ali bin Ebi Talib bana. Senin halin nedir? Bu şehre niçin geldin? diye sordu. Ben de Mahrem tutacağına ve aradığıma götüreceğine söz verirsen anlatırım, dedim Ali: Emin olabilirsin dedi. Ben de: Duyduğumuza göre burada bir kişi çıkmış, "Peygamberim" dermiş. Onunla görüşmek, tanışmak için geldim, deyince Ali. Vallahi gerçekten o Allah'ın Resûlü ve hak Peygamberdir, sabahleyin ben yanına gideceğim sen de peşimden gel dedi. Sabah olunca Ali (r.a.), Nereye gidersem beni takip et. Şayet yolda sana zarar vereceğinden korktuğum birisini görürsem bir kenara çekilir dururum, sen durma git. Ben nereye girersem sen de oraya gir, dedi. Beraberce Resûlullah sallallahü aleyhi vesellemin huzuruna vardık. Onu göresiye "Esselamu aleyke ya Resûlallah!" dedim. Aklım, gönlüm onun nuruyla doluverdi. İçim ışıyıverdi. Sorguya suale hacet kalmadan hemen kelime-i şahadet getirdim ve teslim oldum.

SAHABİNİN CESARETİ

Resûlullah (s.a.) bana; "Ya Eba Zer! Bu işi mahrem tut ve memleketine dön." buyurdular. Ben de "Ya Resulullah! Seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, kelime-i şehadeti en azılı müşriklerin ortasında söyleyeceğim, dedim. Mescide geldim ve "Ey Kureyş topluluğu! bütün varlığımla bilir ve size de bildiririm ki, Allah'tan başka ibadet edecek hiçbir ma'bud yoktur. Ancak Allah vardır. Yine samimiyetle ilan ederim ki, Muhammed Allah'ın kulu ve Resûlü'dür." diye haykırdım.

Kureyş müşrikleri beni öldüresiye dövmeye başladılar. Peygamberimizin amcası Abbas yetişip üzerime kapandı. Onlara "Helak olasınız, Gıfar'dan bir kişiyi öldürüyorsunuz, Gıfar ise sizin ticaret yeriniz, yol uğrağınızdır." deyince Kureyşliler çekildiler. Kendime gelince, Resûlullah'ın (s.a.) yanına gittim. Beni o halde görünce: "Ya Eba Zer! Sana bu işi mahrem tut, memleketine dön dememiş miydim? Haydi şimdi sen kavmine git. Gördüğünü ve duyduğunu onlara haber ver. Onları Allah'a davet et. Davetimi açığa vurduğumda bana gel" buyurdular.

YALNIZ SAHABİ

Hicrete kadar kavmini İslam'a davetle geçirdi. Gıfar'dan birçok kişi onun vasıtasıyla Müslüman oldu. Hicretten sonra da aynı vazife ile meşgul olan Ebu Zer (r.a.) Bedir, Uhud, Hendek savaşlarında bulunamadı. Sonra iki cihan güneşi Efendimizle beraber olmak ve ona hizmet etmek arzusuyla Medine'ye yerleşti. Resul-i Ekrem (s.a.) Efendimiz onunla her karşılaştığında elini sıkar, ona gülümser, iltifat eder ve ikramlarda bulunurdu. Tebük seferine çıkılmıştı. Ebu Zer'in (r.a.) devesi zayıf olduğu için geride kalmıştı. Resul-i Ekrem'e (s.a.) yetişmek için eşyalarını arkasına alıp yürümeğe başlamıştı. Ebu Zer'in (r.a.) bu halini gören Fahr-i kainat (s.a.) Efendimiz "Allah Ebu Zer'e rahmet etsin. O yalnız gezer, yalnız ölür ve yalnız haşrolunur." buyurmuşlardır.

O, dünyaya hiç değer vermemiş, evinde bir günlük nafakasından fazlasını bulundurmayıp, hep fakirlere dağıtmış. Son derece zahidane yaşamıştır. İhtiyacım olur diye bir kenarda hiçbir şey biriktirmemiştir. Bana aziz dostum, sallallahu aleyhi vesellem şöyle vasiyet etti: "Çıkınlanıp ağzı bağlanan altın ve gümüş birer ateş parçasıdır. O Allah rızası için muhtaçlara verilinceye kadar sahibini yakar." diye buyurdu derdi.

GECE FAKİRLERE ALTIN DAĞITTI

Ömrünün sonuna kadar bu zühdî hayatı tercih eden Ebu Zer (r.a.) Sevgili Peygamberimizin vefatından sonra Medine'de duramayıp Şam'a gitti. Vali onu tecrübe için bir gece adamıyla ona bin altın gönderdi. Ebu Zer (r.a.) gece uyumayıp onları fakirlere dağıttı. Sabahleyin valinin adamı geldi. Aman efendim vali beni başka yere göndermiş, yanlışlıkla sana gelip altınları vermişim, dediğinde Ebu Zer (r.a.) "Oğlum, o altınlar geceleyin fukaraya taksim olundu. Bir tanesi sabaha kalmadı. Sen üç gün mühlet al da o miktar altın tedarik ediverelim." diye özür beyan etti. Şam valisi onun sıdkı sadakatini, ihlasını ve cömertliğini bu şekilde öğrenmiş oldu.

İşte insan bu gibi davranışlarıyla yıldızlaşır. Saadet çağı insanı hep bu müşterek özelliği ile ebedileşmiştir. Onlar maldan candan geçerek, Allah ve Resulünde fani olmuşlar, birer iman kal'ası olarak kendilerine ahireti hedeflemişler ve bizlere güzel örnek olmuşlardır.

Sevgili Peygamberimizin; "Yer Ebu Zer'den daha doğru bir kimseyi taşımamış, gök onun gibi bir kimseyi gölgelememiştir." iltifatına mazhar olan Ebu Zer (r.a.) Hz Osman (r.a.) hilafetinde Medine'ye yakın bir köy olan Rebeze'ye yerleştirildi. Orada bir mescit yaptırdı ve ömrünün sonuna kadar İslam'ı anlattı. Kur'an öğretti, hadis okuttu. 281 hadis-i şerif rivayet eden Ebu Zer (r.a.) 652 m. tarihinde Rebeze'de dar-ı beka'ya irtihal eyledi Cenab-ı Hak'tan şefaatlerini niyaz ederiz.

Robin Hood Kimdir?

Robin Hood, İngiliz halk hikâyelerinde mevcut olan bir hayduttur. Robin Hood hakkındaki birçok kaynak, onu en çok Fulk Fitzwarin isimli bir Norman soylusunun Kral John'a karşı çıkarak haydut olmasıyla bağdaştırır.

Hayatı

Robin Hood ve Maid Marian

Robin Hood, İngiliz halk hikâyelerinde -12. yy.'da ortaya çıktığı tahmin edilen, mevcut olan, belki gerçek olan bir hayduttur.

Robin Hood hakkındaki birçok kaynak, O'nu en çok Fulk FitzWarin isimli bir Norman soylusunun Kral John'a karşı olup haydut olmasıyla bağdaştırır.

İlk Robin Hood hikâyelerinde haydudun düşmanı şeriftir, ancak şerif bu role sadece görevi vesilesi ile katılmaktadır.

Ancak daha sonraları şerif despot, görevini kötüye kullanan, topraklara saldıran, yüksek vergilendirmenin yanı sıra fakirlere kötü davranan biri olmuştur. Bazı hikâyelerde de Prens John'un düşmanıdır ve bazen de yanlış olarak Aslan Yürekli Richard düşmanıdır. En yaygın anlatımda Kral Richard, Üçüncü Haçlı Seferi'ne çıktığı zaman yönetimi ele geçiren Prens John'a karşı mücadele etmiş ve hem halkın hem de Kral Richard'ın haklarını korumuştur. Ayrıca çoğu anlatımda Richard Avusturya'da esir düştüğü zaman Robin onun serbest kalması fidye biriktirmiştir

Robin Hood'un en eski hikâyelerinde; o bir çiftçidir. Daha sonraki hikâyelerinde de bir soylu olmuştur. Hatta bazı hikâyelerinde Haçlı Savaşlarına bile iştirak etmiştir, savaşlardan geri döndüğünde de şerif topraklarını alıkoymuştur. Hikâyeler Robin Hood sayesinde İngiltere'nin en ünlü ormanlarından biri olan Sherwood Ormanı'da geçmektedir. Sir Walter Scott'un Ivanhoe romanından sonra saf Anglo-Sakson olarak kabul edilmiş ve fakir İngiliz halkı ezen azınlık zengin Norman soyluları ve Norman işgaline karşı direnen vatansever İngiliz kahraman olarak anlatılmıştır. (Modern yazarlar arasında Robin'i Norman, Galli, İskoç, Fransız ya da İrlandalı olarak gösterenler de vardır.)

Bu orman da Nottinghamshire'da bulunmaktadır. Robin Hood birçok film, kitap, çizgi dizi ve oyunlara konu olmuştur.

Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır. En iyi yardımcılarından biri Küçük John'dur.
Etkileri
Robin Hood birçok film, kitap, çizgi dizi ve oyunlara konu olmuştur. Hakkında yazılan en meşhur romanlar Sir Walter Scott'ın Ivanhoe romanı ve Howard Pyle'ın yazdığı Robin Hood'un Neşeli Maceraları adlı derlemedir (Pyle'ın kitabında Robin Hood'un hırsızlık hayatı pek çok yerde anlatılanın aksine Kral Richard'ın haçlı seferinde olup, yönetimin Prens John'a geçtiği dönemde değil, daha önce John ve babası Kral II. Henry zamanında başlamıştır). Robin Hood filmleri içinde en önemlisi Türkiye'de ilk olarak Vatan Kurtaran Aslan, daha sonra Robin Hood'un Maceraları adıyla gösterilen ve başrollerinde Errol Flynn ve Olivia de Havilland'in oynadığı, 1938 yapımı The Adventures of Robin Hood filmidir. Bir diğer film de başrolünde Kevin Costner'ın oynadığı, 1991 yılı yapımı filmdir. Robin Hood zenginden alıp fakire veren bir şöhrete sahip olduğu için benzer şekilde yoksulların hakları için kanun güçlüklerine karşı ayaklanan kişiler onun bu yönüne öykünmüşlerdir. Vahşi Batı'nın ünlü silahşorlarından Jesse James için de Robin Hood benzetmesi yapılmıştır. Almanya'da yaşayan Max Hölz'e de Kızıl Robin Hood lakabı verilmiştir.
Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Hakkalyakin Raşidi Tarikatı TOPLinks
Karoglan Org Bilgi ve Resim Blog Facebook
RasitTunca Net Webmaster Resimleri Twitter
BU FORUM EN GÜZEL BiLGiSAYAR iLE FiREFOX BROWSER iLE GÖRÜNTÜLENEBiLiR